Metin Karslı:Denize Sevdalı Aileler..     

26 Aralık 2017 Salı, 12:28

Karadeniz’in hırçın, köpüklü berrak suları nasıl ki kasabamızın sahilini dantel gibi işlemiş ise, yöre insanının da alın teri ve emeğine öyle işlemiş, her zaman insanların ekmeğini bu denizden çıkardığı bir rızık kapısı olmuştur. Tirebolulu balıkçılar, asırlar boyu tıpkı bir tarlayı eker gibi Karadeniz’i ağlarıyla sarıp sarmalamışlar, yakaladıkları deniz canlıları ile geçimlerini sağlamışlardır. İlçemiz’de çoğu denizci olan ailelerden bir tanesinden bahsedeceğim.

Bu mesleği babadan oğula devam ettiren bu ailenin reisi Yusuf Kaptan, (Çırnık Yusuf) daha genç yaşlarda denizle dost olmuş. Evinin penceresinden her baktığında gözünün önünde masmavi bir deniz. O’nu kendine adeta mıknatıs gibi çeken yosun, tuz kokusu, rıhtıma vuran köpüklü dalgaların şırıltısı..Yani Yusuf Kaptan’ın sevdası koskoca bir deniz.

Evlenip yuvasını kurduğu küçük ahşap evin hemen aşağısındaki rıhtımın kenarında ilk kayığının kaburga ağaçlarını yerleştirir, tahtalarını çakar. Katranlı pamuk ile tahtanın aralarını kalafat yaparak üzerine macun çeker. Daha sonra da bir güzel boyasını vurunca işte Yusuf Kaptan’ın, kayığı ile beraber sevdalı olduğu Karadeniz’e kavuşma zamanı gelmiştir artık. Şimdi O’nu evinde yolunu gözleyen eşi ve çocukları gibi bir sevdası da bu kocaman denizdir.

Oltasının ucuna kaz, hindi tüyü bağlayıp donamını hazırlar. Sekiz, dokuz oltası olan donamı her denize atıp yukarı çektiğinde koca koca istavritler, mezgitler, testere dişli lüferler.. O zamanlarda Karadeniz cömerttir. Boş çevirmez Yusuf Kaptan’ı. Kasasını bir güzel balıkla doldurunca motorunu çalıştırır, gelip rıhtıma yanaşır.

Yusuf Kaptan’ın geldiğini gören çocukları, komşuları el birliğiyle kayığı çekerler. Sonra tuttuğu balıklardan isteyenlere iple bağlanmış iki kefeli terazisinde tartıp verir. Parası olsun, olmasın kayığının başına gelen komşularını boş göndermez. Kasaba halkı, denizden yeni çıkmış taptaze balık yiyebilme zevkine varır.   Kendi ailesi için ayırdığı bir miktar balığı akşam evde hanımı pişirip çocukları ile afiyetle yerlerken, Yusuf Kaptan pencereden Karadeniz’e tebessüm ve minnet dolu gözlerle bakar.

Ancak zordur Karadeniz’e sevdalı olmak. Bazen adı gibi kapkara sevdalı kesilir Karadeniz. Bir anda Zefre’den karayel rüzgarının esmesiyle kızgın bir ejderha gibi köpürüp Yusuf’un kayığının içersine boşaltır azgın dalgalarını. Yusuf Kaptan asılır küreklere, rıhtıma yanaşırken güç bela, bilir ki yarın hırsı geçecektir sevdalısının. Sonra yine açılıp rızkını alacaktır sevdiğinin duru, mavi, nazlı sularında..

Bir yandan çocuklarını büyütür, onlara okumalarını tembihlerken, denizciliğin meşakkatli iş olduğunu söyler. Ancak çocukları da, babaları gibi deniz sevdalısı olmuşlardır. Hem okurlar, boş zamanlarında babaları ile balığa giderler. Ağlarını tamir ederler. Kayıklarının tamirini yaparlar.

Çocuklar, okullarını bitirip kimi memur, kimi öğretmen olurlar ancak bir yandan da baba mesleğini devam ettirirler. Çünkü Karadeniz onların ikinci yuvaları gibidir.

Bugün, Yeniköy Mahallemiz’de küçük bir dükkanda balık ağı imal eden rahmetli Çırnık Yusuf Çamur Amca’nın oğulları  Saim ve Mehmet Çamur kardeşler, Karadeniz’de tek tük kalmış olan bu baba sanatını sürdürmekteler. Trabzon, Rize, Giresun’dan sipariş almaktalar.

Onlar, bu işi bir gelenek olarak, balıkçılık mesleğine olan sevgilerinden dolayı baba yadigarı bu mesleğin unutulmaması için yapmaktalar. Böylelikle Yusuf Kaptan’ın hatıralarını bu balık ağlarına her attıkları düğümde yad edip bizlere sunmaktadır.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir